Eş terapisi nedir?

Yaşamın tamamını veya bir kısmını birlikte paylaşmak isteyen iki kişinin, aralarında uyumu sağlamak için danışmalarıdır. Burada dikkat edilmesi gereken birkaç başlık mevcut.

Yaşamı paylaşmak:

Aynı mekanda veya başka mekanlarda yaşamı paylaşmak sadece eş ilişkileri değil iş ilişkilerinde de geçerlidir. Bugün iş ilişkileri için ticaret kanunları bir sözleşme gerekliliğini belirtir. Bu iki tarafın uymayı kabul ettiği kurallar listesidir. Bu kuralların ihlali kurumun otomatik veya tazminli şekilde sonlandırılmasını getirir. Elbette tarafların kurallara sonsuza kadar uymaları arzu edilir. Yine de insan doğası bunu mümkün kılmaz. Bu nedenle işletme hukukunda insanlar geçici firmalar kalıcıdır.

Akitlerine uymayanlar için hukuki yaptırımlar vardır. Bu yaptırımların amacı, ticari kuruluşun gelirlerinden ve giderlerinden sorumlu olunmasını sağlamaktır. Yani bir gelir söz konusu ise hakça paylaşılmalı, gider sözkonusu ise kurallara uygun olarak sorumluluk alınmalıdır.

Eş ilişkilerinde, yazılı akitler yoktur (evlilik kontratından bahsetmiyorum). Sözlü olarak paylaşımdan beklenenler ortaya konulur. Ne yazık ki beklentilerin söze dökülmesi zamana yayılarak gerçekleştirilir. Bazen karşı taraf algılar bazen algılamamayı tercih eder. Algılasa bile bazen gözardı edebilir. Kendi ihtiyaçları öne çıkabilir.

Peki eş ilişkisindeki ve ticari ilişkideki akitde kurallara uyulmazsa ne olur? Uymayan taraf sonuçlarına katlanmayı kabul etmiştir. Bunun farkında olabilir veya olmayabilir. Kredi kartı alıp bunu sorumsuzca harcayan ve borcunu ödemeyenler mevcut. Kira kontratı yapıp şartlarına uymayanları bol miktarda görüyoruz duyuyoruz. Benzer tavır eş ilişkilerinde de geçerli. Uymayanlar ve uymama için gerekçe yaratanlar sonuçlarına katlanmamayı da tercih ediyorlar. Kredi kartı madurunun (!) devletten yardım beklemesi gibi, ilişkinin şart ve gereklerine uymayanlar da üst makamdan yardım bekliyorlar. Ama burada üst makam yok. Kişinin kendisi var. İşte bu aşamada insana özgü standart savunma mekanizmaları devreye giriyor.

Bunlar aynı zamanda bilişsel şemalardır, düşünsel çerçevelerdir. Yani bir sorun hissedilmektedir. Huzursuzluk yaşanmaktadır ama bununla yüzleşmek ve sorumluluğu hissetmek hep zor gelir. Bir paylaşım kalmamıştır artık.

İki kişi:

Paylaşımın yitmesi; derin bir aşk ilişkisinde de, basit bir arkadaşlık ilişkisinde de aynı şekilde olur. Çünkü insanın olduğu yerde sorun olması kaçınılmazdır. Çünkü iki kişinin karşılaşması tamamen farklı zihinlerin, bedenlerin, ruhsal yapının, tecrübenin, ailenin, dünya ve dini görüşün ve bir sürü farkıllığın karşılaşmasıdır. Kernberg ve May'in* dediği gibi içimizdeki ihtiyaçlar (anne-baba) ve kendimizdeki gereksinimler (BEN anne-BEN baba) karşımızdakini seçerken oluşturduğumuz kriterleri veriyor bize. Bazen karşımızdakinin özelliklerini problemli tarafımızı rahatlatacak şekilde algılayıp, ihtiyacımız buymuş gibi farkedip, o yönde davranabiliyoruz. Örneğin uç noktadan bakılınca; mazoşist birinin sadist birini bulması ya da cinsel yetersizliğimizi örtecek cinsel aktif bir partner bulmak bu açıklamaya uyabilir. Bu tarzda sorunlu taraflar için uygun partner bulmak ihtiyacı kadar sorunlu olmayan basit ve doğal gereksinimlerimizi karşılayan partner arayışımız da seçimde etkin oluyor. Örneğin; gergin bir akşamda yaslanacak bir omuz veya kucak, yemeğimizi paylaşacak bir nefes veya uykumuzda sarılacak bir beden gibi.

Uyum:
İki kişinin beklentilerinin uyumu her zaman mümkün değildir. Bunu sağlamak ve en alt düzeyde iletişimi sürdürmek için gerekenler zaten toplum içinde yapageldiğimiz durumlardır. Otobüste ayakta dururken yanımızdakinin kalçasına temas etmemeye çalışmakla banyodan sonra küveti biraz suyla yıkayıp dökülen saçların temizlenmesi aynı uyum kategorisine girer. Müdürümüzle yemek yerken onun ağzından çıkana yoğunlaşıp uygun zamanda uygun geri bildirim vermekle, eşimizin anlattıklarına dikkatimizi yoğunlaştırmak akasında hiç fark yoktur. Biri ücret öder, yol yemek parası verir ve arada sırtımızı sıvazlar. Eşimiz sundukları ise kıyaslanamaz bile bir müdürle. Elbette uyumda karşılıklılık esastır. Burada verdiğim iki örnek kadınları mutlu ederken, cinsdaşlarımı da gözardı etmemeliyiz. Yani bir kadının eşinin sırtını sıvazlamasının (özellikle annesinin ve erkek arkadaşlarının yanındayken) yaratacağı uyum artışını hiçbir müdür karşılayamaz.

Elbette uyumu kurmak kadar korumak da esasdır. İşte bu nedenle bizim her zaman önerimiz ilişkiler daha yoğunlaşmadan uyumun değerlendirilmesi ve öneriler alınması için danışılması gerekliliğidir. Annemiz, babamız, kardeşimiz, arkadaşlarımız bu konuda tarafsız yaklaşamazlar. Danışmanların görevi tarafsız olmak ve doğru olmaktır.

Danışma:

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'na göre tüm vatandaşlar hukuki sorumluluklarını bilmek zorundadır. Yani kanunu anlamıyorum veya bilmiyorum gibi bir bahane hakim karşısında geçerli değildir. "Kusura bakmayın Hakim Bey, eşimi dövmenin suç olduğunu bilmiyordum!" gibi bir bahane hiçbir yargı odasında kabul göremez. Cezasız kalamaz.

Hukuk, sağlık, inşaat/tadilat, araç tamiri benzeri konularda kişi kendi çabası ile birçok şeyi gerçekleştirebilir. Örneğin; birçok ülkede bazı ilaçlar reçetesiz satılmaktadır. Bu kişinin kendini belirli konularda tedavi etmesini sağlamak içindir. Dilerse kişi kendi arabasını tamir edebilir. Hatta dilerse avukat tutmadan her türlü adli girişimlerini kendisi sürdürebilir. Bu alanlardaki danışmanların özelliği ilgili konuda yeterli deneyime ve temel bilgiye sahip olmalarıdır. Yani davam bitti diye arkasını takip etmezseniz, karşı tarafın üst yargıya başvurduğunu farkedemezsiniz. Bunu hukuka eğilimi olmayan bir kişi bilemeyebilir. Bu nedenle avukatlık sistemi mevcuttur. Hatta uzman avukatlar da belirli konularda bilgi ve deneyim olarak daha başarılı sonuçlar alırlar.

Eş terapisi danışmanları da gerek gördükleri vaka sayısının çokluğu nedeniyle ve gerekse aldıkları eğitim ve temel bilgi kaynakları sayesinde bir çiftin kendi kendilerine çözemeyecekleri konularda özel yaklaşımlarla yardımcı olur. Kendimden de bildiğim gibi; ne yazık ki erkek danışanlar bu konuda destek almaya fazla eğilimli değiller. Çünkü taş devrinden bugüne her türlü sorunlarını kendilerinin çözdüklerine inandırılmışlardır anneleri tarafından. Bazen gerekenin üstünde pohpohlanmışlardır. Bu nedenle genelde belirli sayıda seansın üstünde danışmanlık hizmeti almayı kendilerine yediremezler. Çok az sayıda erkek danışan kendisinin her konuda yeterli olamayacağını bildiği için bu konuda destek alır. Teknoloji ilerlediği için arabalarını kendileri tamir edemeyeceklerin farkettikçe erkeklerin de ilişki danışmanlığına daha yatkın olacaklarını umuyorum.

* Otto F. Kernberg (2003). Aşk İlişkileri, Normallik ve Patoloji. Ayrıntı Yayınları. İstanbul.
* Rollo May (2008).Aşk ve irade. Okuyan Us Yayınları. İstanbul


Sorularınız ve yorumlarınız için aşağıdaki mail adresine yazabilirsiniz.

"candanesin add hipnopsikoterapi nokta com*"

* Spam programları kopyalamasın diye mail adresini yukarıdaki şekilde verdik. Lütfen mail adresini yazarken dikkate alınız.